21 Mayıs 2017 Pazar

RENKLİ MANDALA / COLORFUL MANDALA






Hava çok kapalı, yağmur yağdı yağacak. Bizim Kedoş bile sabah erkenden uyanamadı.  Olsun, bu sayede biz de güzel bir uyku çektik.. Kendisi sağolsun sabahları dile geliyor da. 

Bundan bir kaç hafta önce, takip ettiğim ve işlerini çok sevdiğim CafeNohut’un Mollie Makes dergisinde paylaştığı bir projeyi yapmıştım. Renkli Mandala. Onun fotoğraflarını çektim bu karanlık havada içim açılsın diye.. 
Arka fonda da çok sevdiğim şarkıcı Luisa Sobral’ın Clementine şarkısı. Masal gibi şarkı, dinlemenizi kesinlikle tavsiye ederim. 

Mandala’ya geri dönecek olursak; internette biraz araştırdım. 
Mandala Sanskritçe kökenli bir sözcükmüş. Manda (enerji, öz) ve la(kap) anlamını taşıyan kelimelerin birleşimden doğar. Türkiye’deki ilk eğitimcilerinden olan Aslıhan Aksu şöyle ifade etmiş;

“Mandala kelimesi, Doğu dillerinde “enerjiyi saklayan kap” anlamına geliyor. Yani mandalayı yaparken ki hisleriniz, dileklerinizin bu mandala tarafından tutulduğuna inanılıyor. Güzel enerjiler yüklediğiniz bir mandalayı tılsım gibi üzerinizde taşımayı ya da duvarınıza asmayı tercih edebileceğiniz gibi, olumsuz enerjileri aktardığınız mandalaları da yakıp küllerini savurarak sembolik bir şifalanma süreci yaratabilirsiniz.”

Bunu düşünerek mi yaptığımı soracak olursanız. Hayır, çünkü yaptıktan sonra anlamını araştırdım. Yapmak istememin sebebi, tamamen renklerin armonisini sevmem, baktıkça içim açılıyor mu açılıyor, yaparken de eğlendim. Demek ki, oldukça pozitif bir anlam yüklenmiş yapım aşamasında .. 

Siz de denemek isterseniz, aklınıza gelen her rengi karıştırın, acaba uyumlu olur mu demeyin, bırakın akışına, renklerin sizi kendisine çekmesine izin verin onlar zaten kendi içinde uyumunu bulacaklar.. 

Siz de yapmak isterseniz, sevgili CafeNohut’un Mollie Makes için tasarladığı motifi burada bulabilirsiniz. 


Sevgiler, güzellikler ve renkler sizinle olsun … 




20 Mayıs 2017 Cumartesi

GÜZEL CUMARTESİ / HAPPY SATURDAY





Güzel bir cumartesi gününden merhaba! 

Akşama konserim var ama öncesinde, sizlerle dün yaptığım havuçlu ve cevizli Muffin tarifini paylaşmak istedim. Bugün cumartesi, şöyle iyi bir kahve ya da çay yanına güzel gider.. 

Tarifi İnstagram’da takip ettiğim @_honeybeetle ‘ın hesabında gördüm. Şeker yerine balla yapılmış olması beni aşırı cezbetti. Yalnız şöyle bir durum oldu. Evde belirtilen ölçüden az bal varmış, o yüzden çok tatlı olmadı benim minik kekler. Fakat yine de sonuç çok lezzetli. 

Kesinlikle tavsiye ederim.. 







Malzemeler 

2 yumurta 
1/2 çay bardağı zeytinyağı 
1 çay bardağı süt 
1 çay bardağından biraz eksik bal 
1 paket kabartma tozu 
1 paket vanilya
1 çay kaşığı karbonat
1 tatlı kaşığı tarçın
azıcık tuz
1,5 su bardağı un (aslında aldığı kadar un, kek hamuru gibi olacak) 
2 havuç
bir avuç iri kıyılmış ceviz içi 

Yapılışı; 

Önce yumurta ve zeytinyağını 2 dakika kadar güzelce çırpıyoruz, sütü ve balı ekleyip çırpmaya devam ediyoruz. Sonra kuru olan diğer malzemeleri de ekleyip hamurumuzu elde ediyoruz. 
Son olarak da rendelenmiş havuç ve ufak parçalar halindeki cevizimizi karışıma ekleyebiliriz. 

180 derecede önceden ısıtılmış fırında pişiriyoruz. 


Afiyet bal şeker olsun :) 





18 Mayıs 2017 Perşembe

GÜZEL İZMİR'İM / MY HOMETOWN İZMİR




Benim güzel İzmir’im…Sekiz yıldan fazla süredir İzmir’den uzaktayım ama orası doğup, büyüdüğüm yer, evim yani… Benim mahallem Güzelyalı. Evler çok sıkışık, sokaklar çok dar, araba parkedecek yer bulunmaz ama her sokak denize çıkar. Bilirsin ki iki adım ötede denizi göreceksin. 

Adım başı ekmek fırını vardır, hatta yazın pencereler açıkken, arka sokaktaki taş fırının odun kokusu sarar ortalığı. Ayazı çok fenadır ama İzmir’in, dondurur adamı. Kara kış yaşatmaz fakat yazı adamı öldürür. Hele ki sokakta işin varsa, arada bankaya ya da markete girmek istersin serinlemek için. Serinlersin, şişe ayran ya da soğuk su içersin, devam edersin. 






Gevreğine boyozuna bayıldığım memleket. Ahh hele tulum peyniri, İzmir tulum olsun, Bergama tulum olsun farketmez, çıtır çıtır gevrek yanında yedirir kendini.. 

Anneanneye gittikten sonra, Kale’den aşağı sallanıp, Basmane’den çarşıya geçerken, Kemeraltı’nda Kuyum Pide’de leziz pide yedikten sonra, Kızlarağası Hanı’nda çay - kahve molasını hak edersin. Tekrar enerjiyi toplamalı ki, daha kumaşçılar, iplikçiler, boncukçular gezilecek. Bunları yaparken, her seferinde, Kemeraltı sokaklarında kaybolduğunu düşünüp, bir şekilde yine denize ulaşırsın. 






Tüm yorgunluğuna rağmen, Konak Alsancak arası yürürsün, çünkü İzmir’de yürümek güzeldir. Oraya varınca da  Eko Pub’da biralarken yanında da boool bool midye yersin. Yürümekten ayakların zonklarken dinlendiğini hissedersin, buna gün batımı ve gelen geçen insan eşlik eder. 

Bunun gibi ya da bundan daha güzel bir çok şey yaşanır İzmir’de… 









17 Mayıs 2017 Çarşamba

RENKLİ KAHVALTI / COLORFUL BREAKFAST








Hadi kahvaltıda sağlıklı birşeyler yiyelim.. Öncesinde de sağlıklı, içinde greyfurt, limon, salatalık olan güzel bir su içelim. Tadı çok ferahlatıcı, kesinlikle tavsiye ederim.. 
Erken kalktığım için, kahvaltıda peynir ekmek yiyemiyorum. Çok canım istemiyor. Önceleri meyveli yoğurt yerdim ama içine şeker koydukları için daha doğal bir alternatif olsun istedim kendime..

Aslında bu bildiğimiz yulaf ! Süte koyup kahvaltıda yemek biraz zor, azıcık sert kalabilir. O yüzden ben biraz süt (badem sütü de olabilir o zaman su eklemiyorum) ve azıcık su ile pişiriyorum ki yumuşasın. Daha hafif olsun diye su ekliyorum, aslında tercih meselesi siz sadece süt ile pişirebilirsiniz. 

Piştikten hemen sonra üzerine 1 çay kaşığı tarçın, oh misler gibi koktu. Tarçını ve yulaf lapasını karıştırdıktan sonra 2 yemek kaşığına yakın soğuk süt koyuyorum ki pişmiş yulafın yapışkan hissi ortadan kalksın diye.. Tatlandırmak isterseniz bal da ekleyebilirsiniz bu esnada.

Artık süslemek size kalmış. Benim tercihim kuru ve taze mevsim meyvesi, 3-5 tane kuru badem ve ceviz. Oh, afiyet bal şeker olsun. 



Let's eat something healthy for breakfast. Before the breakfast, let's drink water with grapefruit, lemon and some cucumber. It is so refreshing!
What will we eat for breakfast? Actually, this is the oat we know. But it is yummy!!! 

The oat is a little bit hard to eat. That's why I cook it with milk and a bit water for the breakfast. You can cook just with the milk. It is your choice. I put a tea spoon of cinnamon. I don't add honey, but if you want to eat sweet, you can add some..

It is up to you, how to decorate it. My choice is a bit dry and some fresh fruit and 3 or 5  raw almonds and walnuts .. Hmmmm Delicious ..

I wish you Bon Appetit !! 


16 Mayıs 2017 Salı

BENİM GÜNIŞIĞIM



Lezzetli bir yemek damağımda nasıl güzel bir tat bırakıyorsa, güzel şeyler görmek ve dinlemek de aynı hissi uyandırıyor. Baktıkça, dineldikçe ilham alıyorum..O sebeptendir farklı şehirleri gezmek, o şehrin mimarisini, parklarını, denizi ya da gölünü keşfetmeye de bayılıyorum. Ne yazık ki Ankara bu konuda biraz eksik, bakmaya doyamıyorum diyemeyeceğim açıkçası. Ama asıl ilham kaynağım doğa, çünkü oradaki renklerin eşi benzeri yok. Yeşili düşünün, kim bilir kaç farklı rengi vardır. Hangi renk birbiri ile daha uyumlu olur diye karar veremediğimde, hemen ağaçlara, çiçeklere, güneşe, denize, gökyüzüne bakıyorum. Oradaki renkleri bulmak mümkün değil belki, ama biraz olsun renklerin armonisini hissedebiliyorum.. 

Bu kırlent, bakmayı en sevdiğim, zaten adını da güneş koydum. 
Daha önce de söylemiştim, bu konuda acemiyim. Hele ki bu, daha başlangıç seviyesindeyken yaptığım bir proje. 
Zamanım yetse de daha fazla şeyler yapabilsem. Ama nerde, orkestra provası, öğrenciler ve kendim için de çalışmalıyım derken hop gün bitmiş. İşte kalan boş vakitlerde böyle şeylerle uğraşıyorum. Bu biraz uzun sürdü çünkü arkasını da farklı bir model yaptım. Onun fotoğrafını çekemedim. Klasik granny square olarak yaptım, aynı boya gelinceye kadar ördüm de ördüm..  

En yakın zamanda anneme yazlıkta kullanması için yapacağım. 3 farklı mavi ve beyazı birleştirmeyi düşünüyorum. Bakalım ne zaman biter, daha başlamadım bile.. Ama bu sefer arkası için uygun bir kumaş kullanmayı planlıyorum, böylelikle daha çabuk bitirebilirim. 

İplik olarak Nako hoşgeldin soft baby kullandım. Tığ numaram ise 2,5 numara. Şimdilerde Alize Cotton Gold kullanıyorum. Dokusu daha çok hoşuma gitti, motifler daha net gözüküyor.. 

Gününüz güzel geçsin, ben işlerin başına döneyim. 

Sevgiyle kalın. 
© Ezgi. Made with love by The Dutch Lady Designs.